Tayfur Tenkoğlu
Köşe Yazarı
Tayfur Tenkoğlu
 

Myanmar'da darbe ve sonrası

Myanmar hakkında Myanmar, Burma ya da resmi adıyla Myanmar Birliği Cumhuriyeti Asya’nın Güneydoğusunda bulunan bir ülkedir. Ülkeye Burma denmesinin sebebi ise geçmiş dönemlerde darbe ile iktidara gelen Ordu ülkenin Burma olan ismini Myanmar olarak düzenledi, halk tarafından pek kabul edilmese de isim Myanmar olarak kaldı.  Myanmar Hindistan, Çin, Tayland, Laos ve Bangladeş ile komşudur.  Çoğu Burmaca konuşan 54 Milyon nüfuslu bu ülkede büyük bir çoğunluk Budist olmasıyla birlikte başta Rohingya Müslümanları olarak tanıdığımız gruplar gibi pek çok etnik grup yaşamaktadır. Myanmar 1948 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazandı. Ülke 1962 yılında yaşanan askeri darbenin ardından 2011 yılına kadar askeri yönetim ile yönetildi. 2011 yılında ise askeri cunta tam anlamıyla feshedildi, Ülke kısa süre içerisinde ekonomik olarak eskiye oranla pek çok kazanımlar elde etti, yaptırımlar kaldırıldı ve ticaret artmaya başladı. Lakin 70 yıldır devam eden yakın tarihin en uzunu olarak bilinen iç savaş hâlâ bitmiş değildi. Hükümet ülke içerisinde yaşayan azınlıklara karşı tutumlarıyla pek çok kez eleştirilerin hedefi oldu. Tarih 1 Şubat 2021’i gösterdiğinde Ordu, Ülkede oyların çoğunu almış olan Ang San Su Çi’ye karşı muhalefeti destekledi ve meclisin yeni bir oturum açmasıyla birlikte tekrardan darbe gerçekleştirildi. Darbe sonrası iktidara Myanmar Ordusu Tatmadaw’ın Başkomutanı Min Aung Hlaing geldi. Cuntacı Ordu seçilmiş Başkan Su Çi’yi kaçırdı ve kendisinden hâlâ bir haber alınamıyor.  Ordudan kaçmayı başaran Su Çi’nin Ulusal Demokrasi Birliği Partisi Milletvekilleri ise saklanarak yeni bir Muhalif grup oluşturdu. Grup kendisini baskıcı cunta rejimine karşı savunacak ve insanları direnişe davet edecekti. Darbe sonrası neler yaşandı? Myanmar ordusu beklenmedik bir direnişle karşılaştı hatta 2007 yılındaki Safran Devrimi olarak adlandırılan olaylardan sonraki en büyük protestolar yaşanıyordu. Protestocular arasına halkla birlikte avukatlar, öğretmenler, bankacılar, devlet memurları gibi mesleklerden insanlar da katılım sağladı ve cunta rejimine karşı direniş hayli büyüdü. Güvenlik güçlerinin ilk olarak plastik mermi, tazyikli su ve göz yaşartıcı gazlar ile başladığı müdahaleler zamanla şiddetlenerek gerçek silahlar, mermiler kullanılmaya başlandı. Protestocular da daha sonra aynı şekilde silahlar ile karşılık verdi. İlk olarak kırsal kesimlerde gerçekleşen direniş şehir merkezlerine kadar ulaştı. Sert ve şiddetli geçen çatışmalar sonrası cunta rejimi güvenlik önlemlerini arttırdı. Darbeden bu yana en kanlı gün olarak bilinen 27 Mart tarihinde sadece 100 protestocu öldürüldü, geçtiğimiz günlerde ise toplam ölüm sayısının yaklaşık 500 kişi olduğu açıklandı. Darbeye Uluslararası tepkiler Çok sayıda ülke askeri müdahaleyi ve ardından gelen baskıları kınadı. ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği cuntacı yetkililere yaptırım kararı aldı. Çin darbeyi kınayan BM bildirisini engellemesine rağmen seçilmiş Başkanın serbest bırakılmasını ve demokratik normlara dönüş çağrılarını destekledi. Her ne kadar tepki alırsa alsın bazı ülkeler tarafından el altından desteklenen cunta Rejimi görülen o ki halk üzerindeki baskılarını azaltmayacak. Kısacası yakın zamanda Myanmar’da demokrasinin hayat bulması adına bir çözüm gözükmüyor.
Pencereyi Kapat
Ekleme Tarihi: 25 Haziran 2021 - Cuma

Myanmar'da darbe ve sonrası

Myanmar hakkında

Myanmar, Burma ya da resmi adıyla Myanmar Birliği Cumhuriyeti Asya’nın Güneydoğusunda bulunan bir ülkedir. Ülkeye Burma denmesinin sebebi ise geçmiş dönemlerde darbe ile iktidara gelen Ordu ülkenin Burma olan ismini Myanmar olarak düzenledi, halk tarafından pek kabul edilmese de isim Myanmar olarak kaldı. 

Myanmar Hindistan, Çin, Tayland, Laos ve Bangladeş ile komşudur. 

Çoğu Burmaca konuşan 54 Milyon nüfuslu bu ülkede büyük bir çoğunluk Budist olmasıyla birlikte başta Rohingya Müslümanları olarak tanıdığımız gruplar gibi pek çok etnik grup yaşamaktadır.

Myanmar 1948 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazandı. Ülke 1962 yılında yaşanan askeri darbenin ardından 2011 yılına kadar askeri yönetim ile yönetildi. 2011 yılında ise askeri cunta tam anlamıyla feshedildi, Ülke kısa süre içerisinde ekonomik olarak eskiye oranla pek çok kazanımlar elde etti, yaptırımlar kaldırıldı ve ticaret artmaya başladı. Lakin 70 yıldır devam eden yakın tarihin en uzunu olarak bilinen iç savaş hâlâ bitmiş değildi. Hükümet ülke içerisinde yaşayan azınlıklara karşı tutumlarıyla pek çok kez eleştirilerin hedefi oldu.

Tarih 1 Şubat 2021’i gösterdiğinde Ordu, Ülkede oyların çoğunu almış olan Ang San Su Çi’ye karşı muhalefeti destekledi ve meclisin yeni bir oturum açmasıyla birlikte tekrardan darbe gerçekleştirildi. Darbe sonrası iktidara Myanmar Ordusu Tatmadaw’ın Başkomutanı Min Aung Hlaing geldi.

Cuntacı Ordu seçilmiş Başkan Su Çi’yi kaçırdı ve kendisinden hâlâ bir haber alınamıyor. 

Ordudan kaçmayı başaran Su Çi’nin Ulusal Demokrasi Birliği Partisi Milletvekilleri ise saklanarak yeni bir Muhalif grup oluşturdu. Grup kendisini baskıcı cunta rejimine karşı savunacak ve insanları direnişe davet edecekti.

Darbe sonrası neler yaşandı?

Myanmar ordusu beklenmedik bir direnişle karşılaştı hatta 2007 yılındaki Safran Devrimi olarak adlandırılan olaylardan sonraki en büyük protestolar yaşanıyordu. Protestocular arasına halkla birlikte avukatlar, öğretmenler, bankacılar, devlet memurları gibi mesleklerden insanlar da katılım sağladı ve cunta rejimine karşı direniş hayli büyüdü.

Güvenlik güçlerinin ilk olarak plastik mermi, tazyikli su ve göz yaşartıcı gazlar ile başladığı müdahaleler zamanla şiddetlenerek gerçek silahlar, mermiler kullanılmaya başlandı. Protestocular da daha sonra aynı şekilde silahlar ile karşılık verdi. İlk olarak kırsal kesimlerde gerçekleşen direniş şehir merkezlerine kadar ulaştı. Sert ve şiddetli geçen çatışmalar sonrası cunta rejimi güvenlik önlemlerini arttırdı.

Darbeden bu yana en kanlı gün olarak bilinen 27 Mart tarihinde sadece 100 protestocu öldürüldü, geçtiğimiz günlerde ise toplam ölüm sayısının yaklaşık 500 kişi olduğu açıklandı.

Darbeye Uluslararası tepkiler

Çok sayıda ülke askeri müdahaleyi ve ardından gelen baskıları kınadı.

ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği cuntacı yetkililere yaptırım kararı aldı.

Çin darbeyi kınayan BM bildirisini engellemesine rağmen seçilmiş Başkanın serbest bırakılmasını ve demokratik normlara dönüş çağrılarını destekledi.

Her ne kadar tepki alırsa alsın bazı ülkeler tarafından el altından desteklenen cunta Rejimi görülen o ki halk üzerindeki baskılarını azaltmayacak. Kısacası yakın zamanda Myanmar’da demokrasinin hayat bulması adına bir çözüm gözükmüyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sancakplus.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.